22 Kasım 2008 Cumartesi

Şşş

Bu gün elektriklerin kesilmesi ile her zaman olduğu gibi bütün mahalle karardı. Sinirlenirdim normalde ama bu sefer hoşuma gitti. Sessizliği severim ben, unutmuşum. Çok uzun zamandan sonra çok derin bir sessizliğin içinde kaldım. Klimalar, kombiler, televizyonlar, radyolar, müzik setleri, bilgisayarların fan sesleri hepsi birden sustu ve bu alaca sessizlik birkaç mahalle boyunca yayıldı. Işıklarda kapandı. El yordamı ile yatağıma gidip uzandım. Gözlerimi tavana dikip kendimi dinledim. İyi geldi.

18 Kasım 2008 Salı

Kalbimi dinlendir,

Tanrım beni yavaşlat ! Aklımı sakinleştir, kalbimi dinlendir.

Günün karmaşası içinde, bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver. Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka.

Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek yada kediyi okşamak için durmayı, bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret.

Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat. Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı artırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim.

Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla. Bakıp göreyim ki onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır.

Ve hepsinden önemlisi: Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için ‘cesaret’, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmem için ‘sabır’, ikisi arasındaki farkı bilmek için ‘akıl’ ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak ‘dostlar’ ver.

**Bu metin Milattan yaklaşık 2000 yıl önce Hititler’e ait kalıntılar içerisinde bulunan bir duvar yazısına aittir.

14 Kasım 2008 Cuma

Hayatı sapından kavrayınız

Yakala hayatı!!... nerede bir reklam filmine takılsam ana fikir bu. "Hedeşşoydırz şampuanını kullanıyorum kendimi yakınlaşmaya hazır hissediyorum" , "Bilmemne pedinden tak özel günlerinde hayatı kaçırma!!."

Bu sloganlardan birini duyup hadi ben bi Zimbavey'e (kesin yanlış yazdım) bi otostop çekeyim diyen oluyor mu aramızda?

%100 pamuklu heleloy marka ped kullanıp hayatı kaçırmıyorlarsa kızlar. Neden hayatı o kadar garip bir yerden yakalıyorlar?

Sen heleloy marka şampuan sayesinde kendine olan güvenini kazanıp kendini yakınlaşmaya hazır hissediyorsan Barış Manço'nun ne günahı vardı da o canım saçları arap sabunuyla yıkayıp yamyam amcalarla muhabbet ediyordu?

(...)

Şu anda güzel sanatlar sınavı için bekliyorum. Hayli erken gelmişim o yüzden Taksim'e çıkıp oradan biraz aşağa yuvarlanıp manzaralı bir kafe buldum kendime. Utanmasam İstanbul'un tepesindeyim diyeceğim öyle yüksek. Bizim yakaya kadar her yer ayağının altında. Bu kadar yukardan bakınca önceki akşam okuduğum şeylerin etkisiyle bir yaşamın basit bir şemasını inceliyormuşum gibi hissettim.

Sabah 9 akşam 10 arası çalışan bir insanı güzel yaşamanın : hafta sonları güzel giyinip "öhömmm bir tekila lütfen" diyebileceği biryerlere gidebilmek olduğuna inandırmak zorundalar. Önceden tanımlanmış bir mutluluk planları var onların belirlediği şeylere sahip olursak mutluyuz demektir. Bu nasıl giyinmemiz gerektiğinden nasıl kokmamız gerektiğine hatta eğlencemize bile. (Onlara göre ben günahkâr sayılabilirim sanırım. Çünkü en çok bir şeyler üretmekten zevk alıyorum.)

Bizde az hevesli değiliz. sürü psikolojisi hesabı. Ben her şeyden vaz geçtim yemişim böyle düzeni deyip kendini çemberin içine çıkardığın zaman yaşanılan dışlanmışlık duygusu seni hoop içeri alıyor...

Şu Büyük Ada'da tepede bir eve yerleşip herşeye sırt dönmeyi başarmış bir sanatçı vardı adını unuttum. Bu konuda bana göre tam bir kahraman. Böyle bir öz güven var mıdır? Bu başarılı sayılan iyi kavrulmuşlarından bir tanesini oturtsan o adamın karşısına anlattırsan bütün hayatını. "Bütün hafta çalışıyorum ama o hafta sonu bilmem nereye gidip bir tekila söylüyorum o an bütün çalışmanın karşılığını almış oluyorum.....Evet iş yerinde hep benden yüksek rütbeli erkeklerle sevgili oldum çünkü..." diye anlatsa o 3 kuruşluk olan ama dışarıdan bakınca şahane gözüken hayatını (evet bu cümleyi bir yerlerden duydum feci uyuz oldum. Bahsi geçen hatun çok büyük bir şirkette iyi bir mevki sahibi.) O abinin sikinde olmayışını huşu içerisinde izlesem ne güzel olurdu.

Bir tarafta kendisine göre hayatın gerekliliklerini yerine getirirken gittikçe bilenen vicdanından kaçmak için, sarılıyorken içki şişelerine ,10ar dakikalık insanlara.... diğer tarafta bizim bildiğimiz bütün tatminlerden uzak sadece kendisi ile seneler geçirebilmiş biri.

Geçenlerde babamla konuştuk aynı şeyi. Aslında daha çok babam vaaz verdi diyebiliriz:) "Bütün gençlerde aşırı bir para tutkusu ve başarı arzusu görüyorum. Gidip en şahane şirketin müdürü olsan para kazanacaksın kazanmasına da kallavi odan ve mobilyaların haricinde seni bir mahkum dan ayıracak olan nedir? Sabah 9 akşam 9.. Ayda 4 gün yaşamak iyi yaşamakmıdır?" sorularıyla genç zihnimi derinden yaralayan babama sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Kafaya koydum zaten bende gideceğim. Dağın başına ahşap bir ev yapıp keseceğim elimi eteğimi bu tırt dünyadan. Şarkısını bile yazdım.. neyse kalkmam lazm. Bu yazı burada biter. Zaten saçmasapan yazdım farkındayım ama yazdım bir kere koyayım ilerde okur ne kadar kerizce gaza geliyormuşum derim

Benim müslüman arkadaşlarım da var...

--- Saygıdeğer ekşisözlükte okurken yerlere yattığım bu yazıyı paylaşmak istedim ---

benim musluman arkadaslarim da var


son zamanlarda entrylerde sıkça karşıma çıkan, değişik cümlelerle ifade edilse de özet olarak "son derece normal olarak inançsızım ama islam'ı da paganizmi de museviliği de bilirim" mealine çıkan anlatım.

peh peh peh, sanırsın monto kristo lordu bizim sidikli oğlan.

bilmesen şu yaşa kadar tibet zirvelerinde turuncu entariyle geziyordu da lütfedip türkiye'de ekşi sözlük yazarı oldu zannedeceksin.

lan iki gün önce babanın zoruyla bayram namazına giden sen değil miydin?

herhangi bir görüşü savunmak için yazmıyorum, bana ne alemin derdinden. ama bu teatral anlatımlar, ikiyüzlülükler de kalbimi kırıyor be paşam, hüzünlere gark ediyor. daha geçen ayki bayramda arefe gününde kaçarcasına güneye inen adam burada "laik ülkede bayram tatili mi olurmuş bik bik bik" diye burun kıvırmalara meylediyor... lan bayram işte!? iki dakika tad almaya bak yediğin şekerden, hürriyet.com ve lise 2 tarih & felsefe kitabından derlediğin siyasi görüşün sonucu belli bir inanç sisteminden çoktan çıkıp sosyal bir olguya dönüşmüş bayrama katlanamıyor, onu kavrayamıyorsan turp sıkayim senin rejimine de görüşüne de.

iki lafından bir diğeri de "ay şekerim ille de pagan, varsa yoksa paganizm, paganların çükü bile daha asil, ulvi dinlerin hepsi pagan zaten, ha bir de unutmadan benim müslüman arkadaşlarım da var, valla bak" olmuyor mu, ifrit oluyorum, az önce de gark olmuştum.

e abisi namazı pagandan almışız, pagan kimden almış? benim inancıma göre de zaten adem'den bu yana var ki bu nane? nolcek şimdi.

bak bak bombaya bak; alevi namaz kılmaz, kılıyorsa da alevi değildir.

nah kılmaz!

e sen şu şöyledir, şöyle değilse de şu değildir diyerek bütün tartışmayı kapatmışsın zaten, sana ben ne anlatayim?
toplam yaşadığı yıl itibariyle kafası biraz karışmış bir kaç amcanın dedenin dediklerine sorgusuz iman edersen kırarsın kalbimi.

yaşar nuri öztürk de yapmıştı bu hatayı, çok güzel döndü sonra, alevilerden oy istedi..ne demiş ecnebiler? onli fuuls değiştirmez fikirlerini gibi bişi.

aleviler çok da güzel,çok da zeki müslümanlardır, kardeşlerimdir. sen istediğin kadar zırvala.

hee pagan heee...tamam pagan aferin.

benim müslüman arkadaşlarım da var.

benim kürt arkadaşlarım da var dercesine.

hadi ya?
yok yok, lost izleye izleye böyle kayboldu bu oğlanlar.

Garip...

Bu gün pek hoş uyanmadım. Biraz hava alayım hemde bir şeyler yerim diye bizim buradaki bir pastahaneye gittim. Pastahanenin bahçesinde İnce belli çay, poğaça ve çeşitli notlarımla birlikte oturuyorken şu "bu akşam ölürüm" adlı şarkı çalmaya başladı. Herkes duruldu sanki ya da bana öyle geldi. İşin garibi parçanın tam nakarat kısmında bir güvercin düştü tam sokağın kenarına. Havada ölmüştü sanırım. Yere düştüğünde bağırsakları çıktı, görüntü berbattı. Kimse ben ve bir iki kişi hariç kimse sokağın kenarına çakılan cesedi fark etmedi. Birisi bastı üzerine birde servis aracı geçti üzerinden. İntahar mı etti acaba? küçük de olsa bir can bedeninden ayrılıyorken hayat çok hızlı devam etti. Biz şahittik o gidiyorken... Belki de bunu istedi. Birkaç saniyelik cenaze törenine birkaç seyirci gözleri ile katılsın istedi.

Havada ecel gelir mi? bence bıraktı kendini.

Hırsızlar nerede?

ADAM, yıllarca ülkesinden uzak kaldıktan sonra nihayet yurda dönmüştür. Hava alanından biner taksiye, şehre dogru giderken, şöföre sigara almak icin tütüncüde durmasını söyler.

"Tütüncüde NE yapacaksınız beyim?" diye sorar taksi şöförü.

- Sigara alacaktm...
- Sigaraları artık camilerde satıyorlar beyim...
- Camide mi? Yahu cami Allah'ın evidir, oraya ibadet etmeye gidilmez mi?
- Hayır beyim, ibadet için artık üniversiteye gidiliyor...
- Allah Allah! Peki O zaman egitim nerede yapılıyor?
- Egitim hapiste yapılıyor beyim...
- Hapiste hırsızlar yok mu?
- Hırsızlar iktidarda beyim...

Mor melek

Orada rüzgarın kokusu başkaydı.

Karşısında mavi kirli deniz, gökyüzünün mavisinin soluklaştığı yerde ufku oluşturuyordu, arkasında pis, çer çöple dolu kayalıklar vardı. Rüzgar sayesinde sinekler rahatsız edemiyordu onu. Konsalar bile eline yüzüne fazla duramıyorlardı. Üzerine küçük gelen montu , patlak bez ayakkabıları ve yüzüne yakışmayan sert bir bakışı vardı.



Çok karmaşık şeyler düşündüğünü sanmıyorum ama halinden içinden çıkamadığı bir şey olduğu belliydi. Belki annesini falan özlemişti bilemiyorum... Montunu çıkarıp omzuna koydu yere oturdu, bir sigara yaktı. Daha yaşın kaç diye sinirlenemedim bu sefer. Şakaklarının biraz gerisindeki saçlar dökülmüştü. Esmer teninin en beyaz olduğu nokta burasıydı sanırım.

Kibrit çöpünü daha sönmeden satmak için topladığı çöplerin olduğu arabanın üzerine fırlattı. Kaybedecek tek şeyi oydu ya belki inadından yaptı. O da olmasın da tam olsun diye isyan etti galiba kendi kendine...

Yanına iyice yaklaştım oturup kulağımı iyice açtım. Bir şeyler dilemesini bekledim... küçük bir iyiliği hak ediyordu. Benim yöntemim budur. Birilerinin karşısına geçip dile benden ne dilersen demeyi çok çocuksu bulurum. Beklerim ve bir şeyi gerçekten istediğini hissettiğim zaman yapıveririm.

(İnsanlar garip. Birine ne dilersen dile demiştim , bana inanmayıp memelerle dolu bir havuzda yüzdür o zaman beni demişti. Sonra ne mi oldu? aklını kaçırdı tabii ki... o günden beri bu şekilde yapıyorum)

Bir süre bekledim ama bir şey söylemedi. Sanırım memnundu halinden. Tamam, öyle olsun... dedim tam kalkıyordum "dur" dedi "gitme..."

Sert bakışlı demiştim ama sesinin tonu onun çocukluğunu ele veriyordu. Dalgalarla birlikte üzerine hücum eden rüzgar beceriksizce içtiği sigaranın dumanının gözüne girmesini sağlıyordu.

- Başarabilecek miyim?

diye sordu. Beni bir şekilde görmüştü ama ne olduğumu bilmiyordu. O yüzden geleceği görebileceğimi düşünmüştü sanırım. Gerçi bende bilmiyorum, yani tanrı ile aramda her hangi bir anlaşma yok yalnız çalışıyorum ama bunu açıklamaya çalışsam kafası iyice karışacaktı. Ne diyeceğimi bilemedim. Mantığımı kullandım...

- Gördüğüm kadarı ile hayır

dedim. ve ekledim

- ama buna alışacaksın...

Akşamları kalabalık oluyor

Ikına sıkına politikal birşeyler yazıyorum her türlü yamulma için özür şimdiden.

Duymuşsunuzdur bu gün doğalgaza son gelen zamla, son 10 ayda doğalgaza yapılan toplam zam oranı %82 oldu. Saçını başını yolası geliyor insanın herkes öfkeli.. Millet kışı nasıl geçireceğini düşünüyor kara kara. Hadi seni beni geç, bu ülkenin fabrikaları var, doğalgazı elektriği su gibi kullanmak zorunda olan ülkenin maddi omurgaları o fabrikalar.... Elektriğe aban, suya aban, doğalgaza aban, osuruktan bile vergi al, bir firmanın yaşamasını filizlenmesini dünyanın en zor işi haline getir sonra nefes almasına izin vermediğin ekonomi tavuğunun altına bak yumurta varmı diye. Bu denklem bu kadar basit iken göremiyorlarsa bu işi yapanlar ya zekaları geridir ya da bu işin içinde bir kötü niyet vardır!!

Açık söyleyeyim ben mekanizmanın başındaki adam olsam korkarım yahu böyle birşey yapmaya. Neden korkarım? linç edilmekten korkarım, ayaklanma çıkmasından korkarım, trilyon kere bed dua yiyip belamı bulmaktan korkarım.. uzar gider bu liste.. Yahu nasıl bir cesaret bu? Tepki gösteremeyen, "hop bilader nabıyon" diyemeyen bizmiyiz yoksa? Belkide öyle.. Ahali Facebookda gurup kurar şimdi "Doğalgaz Zammını Kınıyoruz!!" diye.. aferin... birşey yapmalı...


Vezirler padişahın huzuruna çıkmışlar "padişahım hazinede para kalmadı. yeni vergilere ihtiyacımız var" demişler.

padişah kavuğunun altında kafasını kaşımış:
-eeee! ne vergisi koyalım ? demiş.

vezir:
-köprülere adam koyalım, geçenden bir akçe alsınlar!

padişah
-tamam, demiş.

aradan belli bir süre geçtikten sonra padişah vezirlere sormuş:
-halktan tepki var mı?

vezir:
-hiç bir tepki yok!

padişah:
-iyi o zaman diğer tarafınada adam koyun, çıkandanda bir akçe alsın!

aradan yine bir süre geçmiş; padişah yine vezirlerine sormuş...
-var mı halktan bir şikayet?

vezir:
-yok.

padişah:
- o zaman köprülerin ortasınada birer adam koyun, gelip geçeni becersin!

bir süre sonra padişah vezirlerini çağırmış.

köyün birine gidelim, halkı dinleyelim hele bir demişler, gitmişler köye, padişah sormuş.
-var mı şikayeti olan?
+ses yok.

padişah:
-var mı şikayet? konuşun yoksa, taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayacağım, diye gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmuş.
+padişahım , o köprünün ortasındaki adam var ya!

-eeeee! demiş padişah
+akşamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor bir adam daha koysanız...

Korktum



Kadıköyde yürürken yukarı bakınca gördüğüm görünce korktuğum korkuğum anda annsssk şeklinde bir ünleme baş vurduğum obje ül mahlukat.

Evet balkondan sarkan peluş ayı :S

MAkina İnsan Olabilir mi? Teorikman?

Bu gün felsefe dersi vardı tabi öğrendiğim şeyleri somutlaştırmaya çalışırken kafamda kendimi karmaşanın ortasında buldum. Felsefenin olayı zaten kafa karıştırmak :). Neyse Platon demiş ki "ben bu sofistlere gıcık oluyorum fakat bir konuda hak veriyorum bu heriflere. Evet her şey değişiyor ve bu sebepten tek tek insanlara bakarak biz insan nedir bilemeyiz, aynı gölde yıkanamayız."

Tabi o zaman nasıl tanımlayacağız sorusu çıkmış meydane


"Bir insanı insan yapan öz nedir?" diye sormuş kendi kendine. Özden kastedilen bir şeyin diğer şeylerden farkı başka bir söyleyişle birşeyi o şey yapan şey!

burada delirmeye başlanılan nokta oluyor...

Bir insanı insan yapan şey nedir? bir elmayı elma yapan şey nedir? Kanguruyu kanguru yapan şey nedir? bu tip sorularla uzayıp gidiyor. İşte bu soruların cevabında bulduğumuz şey (şeyler kovalasın) onun ideası oluyor. Kanguru ideası, insan ideası, elma ideası..

Peki insanı insan yapan şey nedir? elleri? -hayır, birçok hayvanda el var, kolları? -hayır orangutanlarda da çok gelişmiş kollar var..

Böyle uzayıp gidiyor liste lafı fazla uzatmayayım insanın özelliklerini eleye eleye geliyorsunuz insanı insan yapan şeyin düşünmek olduğuna[1].

İnsanı insan yapan şey düşünmektir! dediğimiz anda biraz ağır bir laf oluyor çünkü insan kendini hayvandan daha belirgin özellikleriyle ayırmak istiyor. "insan düşünen bir hayvandır" demek bana ağır geliyor ama başka bir açıdan bakarsak düşünmek bizim hareketlerimizin sorumluluğunu bize taktim eden bir olgu.

Hayvanların böyle sorumluluğu yok, düşünebiliyor olmamız bize doğru şeyler yapmaya çalışma sorumluluğu veriyor ki bu da insanı hayvandan ayırmak için yeterince keskin bir çizgi oluşturuyor ve kulağa daha düzgün geliyor.

Gelelim diğer bir konuya İnsanı insan yapan şey düşünmek ise ve eğer düşünmenin tanımını doğru dürüst yapabilir isek makinanın, insan olup olamayacağını tartışabiliriz (allam işim yokmu benim). Fakat bu kadar beyin jimlastiği ile bile söyleyebilirim ki düşünmeyi başaran bir makina yarattığımız zaman platona göre artık onların adı bilgisayar değil de "mekanik kardeşlerimiz" olabilirler :) ve bu çok uzak gözükmüyor.

Psikologlara göre düşünmeden bahsedebilmemiz için gereken elementlerin çoğu bilgisayarlar tarafından az çok gerçekleştirilebiliyor. Tek bir eksikle.. yaratıcılık...

ve sanırım bizi diğer şeylerden ayıran tek şey, yaratıcılık.

İnsan olmaya bizi yakınlaştıran ya da uzaklaştıran şey bu.

[1] Soru : ne yani bizim kadar akıllı bir uzaylı ile karşılaştığımızda kendimize insan diyemeyecek miyiz?

Sahil

çığlık sustu,
su köpüksüz, deniz durgun şimdi
ama yürünmüyor artık bu sahilde
yani yürünüyorda pek keyifli olmuyor
hani olur ya taşları yuvarlak gökyüzü berrak
öyle değil
yosun

The Moment

Studgard daki animasyon film festivalinin reklamı/teaserı olan şahane vido

The Moment from chickengang on Vimeo.