22 Nisan 2010 Perşembe

FMK hareketine katılalım mı?

Beni çok heyecanlandıran bir fikirden bahsetmek istiyorum. Aslında karşılıklı olsak çok daha rahat anlatırım ama şimdi idare edin yazınsal kıtlığımı. Belki duydunuz belki de duymadınız ama İnternet'te doğup büyüyen bir hareket var. Hareketin adı "Faili Meçhul Kıyak". Merak uyandı değil mi? hemen anlatayım.

kıyak yapBu Amelie filmindeki kızı hatırlıyor musun? hani kız birilerine iyilik yapıyor sonra sıvışıyordu ya onun gibi bir şey. Birilerine bir iyilik yapıyoruz ve ardımızda şu resimdeki kart hariç hiç bir kanıt bırakmadan ortadan kayboluyoruz. Aslında kaybolmasak da olur iyilik yaptığımız kişiyi uzaktan izlememiz de mümkün. Ardından bu kartı alan kişi de bir iyilik yaparak kartı başkasına vermek zorunda. Ha vermez ise onun bileceği iş ama verirse güzel olur. Kart el değiştirdikçe iyilik hareketi de büyüyor. Bir çok medya kanalı bu harekete destek vermiş. Google'da "faili meçhul kıyak" şeklinde aratınca zaten çıkan sonuçlar çok şaşırtıcı. Neyse ben diyorum ki biz de yapalım bunu bir kart bastırmaya bakıyor :)

Bir de aşağıda FMK'cıların itirafları var :)


Tunç Kılınç (projenin babası oluyor kendisi)
Gitmek zorunda kaldığım bir Ziraat Bankası şubesinde (bilirsiniz, günün her saati içerisi kalabalık olur) kendime sıra numarası için bilet alırken bir yerine iki bilet aldım! Yaklaşık 45 dakikalık bir sıra bu. Sıranın bana yaklaştığı dakikalarda aldığım ikinci bileti karta ataçlayıp, kimse görmeden makinenin üzerine bıraktım.

MUSTAFA ÖZTÜRK Öğrenci
“Yağmurdan sucuk gibi ıslanmış biri geldi otobüs durağına. Bir şemsiye aldık, kartı da sıkıştırıp gizlice bıraktık. Adam önce etrafa baktı, yüzüne bir gülümseme yayıldı.”

BARIŞ ALTUN Blog yazarı
“Blog’uma Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden bir genç yazmış: Kitapçıda iki genç konuşuyormuş. ‘Kitabı alırsam, saati alamam’ diyormuş biri. Kız çaktırmadan saatini çıkarıp, kartla beraber çocuğun çantasına bırakmış. Çocuk ‘Bu nereden çıktı, artık benim uğurum’ demiş.”

Anonim
Dün gece, A4′ü çıktı olarak aldım ve aklımdaki bir kaç ufak fikiri hayata geçirdim. Birincisi, gittiğim bir mekan’da tanımadığım bir masanın hesabını ödeyip, hesap olarak kartı yollatmak oldu.

Ben anlatacağımı anlattım bu projenin gerçek adresinde daha fazla ayrıntıya ve kartların grafik dosyalarına ulaşabilirsin :

http://www.fikiratolyesi.com/2009/02/27/faili-mechul-kiyak/

14 Nisan 2010 Çarşamba

Nasıl Sosyal Olunur?

Bazen yaptığımız meslek daha doğrusu işkolik olmamız, meşguliyetlerimiz bizi bir noktadan sonra "ulan bu hafta sonu ne yapsam" noktasına getiriyor. Sosyal bir insan olma konusunda zamanında sıkıntı çekmiş, beceriksiz olduğumu kabul etmiştim. Sonra kendime neyi eksik yaptığım konusunda birkaç soru sordum, kafa yordum. Bulduğum sonuçları kendime not olarak yazdım. Şimdi de bir onları birleştirip yazı haline getirdim. Tamam belki yaşam koçu falan değilim ancak denemeden bilemezsiniz değil mi? belki işe yarar. :)


İlk Etki

Anladığım kadarıyla ilk etki sadece kadın erkek ilişkilerindde değil genel olarak insan ilişkilerinde önemli bir kavram. Çıplak kalmamak için giyinenlerdenseniz huy değiştirmek iyi bir başlangıç olabilir. Bunun dışında fiyakalı bir saatinizin, cep telefonunuzun olması malesef önemli. En azından neyin size yakıştığını analiz edip çarşı pazardan ayarlayın bir şeyler.


Not : Bu konuda kendinizi becerikli hissetmiyorsanız, zevkine güvendiğiniz bir bayan arkadaşınızdan yardım almanız işinizi kolaylaştıracaktır. Dişilerin ayrıntılarla dansı değme tango üstadlarına taş çıkartır.

Tanışma

Bu aşama genellikle ortak yapılan etkinlikler sayesinde olur. Kendi kendine sosyalleşebilen insanlar da vardır kabul ediyorum ancak siz bu yazıyı okuyor olduğunuza göre bu guruha dahil değilsiniz demektir :). Civardaki etkinliklerden haberdar olmaya çalışın. Ancak insanları bir araya getiren etkinliklere doğru yönelin. Örneğin dans kursu, resim kursu, konser iyi tercihlerdir ancak etkinlik olsun diye tek başınıza sinemaya gitmeyin.

Yakınlaşma

Öncelikle yakınlaşma konusunda başlangıçta seçici olmamanızı daha doğrusu ön yargılı olmamanızı tavsiye ederim. Evet yazının başında dış görünüşün-ilk etkinin önemli olduğundan bahsetmiştim fakat biz bu ilizyona kanmayacak kadar zekiyiz değil mi? Girdiğiniz ortamlardaki insanları insan olarak ele alın. Çoğu insanın yaptığı ama itiraf etmediği ayrımcılık hissini yenin. Türbanlı, hippi, fazla efendi, tiki, apaçi gibi etiketleri silin kafanızdan. Hayır kelime olarak silmekten bahsetmiyorum gerçekten yok edin. Ummadık taş baş yarar. Hayatta herkesden öğrenebileceğiniz bir şeyler olduğunu unutmayın.

Konuşma

Havadan sudan çaydan börekten akşamki maçtan hükümetten gurbetten konuşun. Bu karşınızdaki insanlara sizinle iletişim kurmak için rahatlama fırsatı verecektir. Bunun yanında siz ne kadar çok şeyden bahsederseniz karşı tarafta serbest çağrışım yaratacak aklına bahsedecek birşeyler gelmesini sağlayacaktır.

Kendini Açma

İnsanlar kendilerini mükemmel sunmaya çalışırlar. Maskelerimiz vardır. Biz çok yakınlarımızın yanında çişe gideriz ancak bir partide gittiğimiz yerin adı birden "lavabo" oluverir. İnsanlara kendinizi satmaya çalışmayın. Zaaflarınız ve pozitif yönlerinizle siz bir insansınız ve emin olun sizi orada özel kılan hiç bir şey yok. Biri paraşütle atlamaktan maceralı hayatından bahsettiğinde siz sessiz kalmak ya da konuyu değiştirmek yerine yükseklik korkunuzun olduğunu söylemekten çekinmeyin, belki de onunkinden çok daha sıkıcı bir hayatınız vardır utanmayın bundan. Bu şekilde davranmayı başardığınızda karşınızdaki kişi de bir süre sonra kendini pazarlama modundan çıkacak daha samimi bir iletişime geçecektir.

Kök Salma

Artık kurduğunuz ilişkileri sağlamlaştırmanın vakti geldi. Burada önemli anahtar kelime "telefon etmek". Onları arayın, sadece nasılsın diye sormak bile insanlar için çok şey ifade eder. İnsanlara vefalı olduğunuzu gösterin. Sınavlar, doğum günleri, öğretmenler günü gibi önemli günlerde (size saçma geliyor olsa bile) onları arayın. Hasta olduğunu öğrendiğiniz bir arkadaşınıza (evet arkadaşınız artık o sizin) yardımcı olabileceğiniz bir şey olup olmadığını sorun. Sevilmeseniz bile kendinize saygı duyulmasını sağlarsınız.

Özel Zamanlar Geçirin

Başlığı okuyup muzu manalar çıkartmayın. Topluca bir yerde olmak kolaydır ancak biri ile başbaşa ettiğiniz sohbet veya gerçekleştirdiğiniz etkinlik her zaman daha derin bir iletişim yaratır. Karşınızdaki kişi topluluk içinde ifade edemeyeceği şeyleri ifade edebilmeye başlar. Karakteri ile ilgili kararları artık bu noktada verebilirsiniz. Karar sizin.


[...]


Sonuç olarak bu söylediklerimi ezberlemenize ya da hayati kural haline getirmenize gerek yok ancak aklınızın bir köşesinde bulunması yeterli. Zaten insanlar aslında gözüktüğünden çok daha kolay mutlu oluyor. Geriye bunu paylaşmak kalıyor. Bir dahaki yazıda görüşmek üzere.